Üye Grişi




 

Akciğer Kanseri



1.Akciğer kanseri oluşumunda etkisi olan fiziksel ajanlar
2.Diyetin Etkisi
3.Diğer akciğer hastalıklarıyla akciğer kanseri ilişkisi
4.Akciğer kanserinin belirtileri
5.Nasıl tanı konur?
6.Tedavi

    Kanser gelişimi çok aşamalı bir olaydır. Meme, kolon gibi kanserlerde birçok kalıtımsal mekanizma belirlenmiş olup son yıllarda akciğer kanserinde de genetik yatkınlıklar tanımlanmaya başlamıştır. Sigara içimi önemli bir faktör olmakla birlikte, sigara içenlerin %20'sinde akciğer kanseri görülmesi başka etkenlerin de, özellikle genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını düşündürmektedir. Kanser oluşumunda; normal hücre genleri çevresel veya henüz aydınlanmamış bazı etkilerle hücresel onkogenlere (kanser yapıcı genlere) dönüşürler. Kanser hücreleri normal büyüme faktörlerinin etkisinden kurtulup kontrolsuz bir şekilde çoğalırlar.

    Akciğer kanseri tüm dünyada erkeklerde en sık görülen kanserdir. Tüm kanserlerin %16'sı, tüm kanser ölümlerinin %28'i ( erkeklerde %35, kadınlarda %19 akciğer kanseri nedeniyledir.

    Ülkemizde her yıl 35.000 kişinin tütün ile ilgili hastalıklardan öldüğü düşünülürse yaklaşık 15-20.000 kişi akciğer kanserinden ölmektedir. Ülkemizde akciğer kanseri erkeklerde en sık görülen kanserken kadınlarda meme ve genital bölge kanserlerinden sonra 3.sıradadır.

    Akciğer kanserli hastalar; genellikle 60-70 yaşlarında sigara içen bir bireydir. %5 akciğer kanseri 40 yaş altında gelişir. Sigara içiminin artmasına bağlı olarak kadınlarda da yüzde giderek artmaktadır.

    Akciğer kanserinin ekonomik yükü korkunç boyutlardadır. Hastalığa ait medikal harcamalar ve işgücü kaybı bu giderleri oluşturmaktadır. Geçen yıllarla birlikte tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle 5 yıllık yaşam şansı bir miktar artış göstermiştir.

 

    1.Akciğer kanseri oluşumunda etkisi olan fiziksel ajanlar:

      1. SİGARA

      2. Yanma sonucu ortaya çıkan maddeler, fırınlardan, ısıtıcılardan ve sigaradan yayılan karbonmonoksit (CO), aerosoller, uçucu organikler, sülfür ve nitrojen oksitler.

      3. inşaat materyali, mobilyalar ve kimyasal ürünler (formaldehit, asbest, böcek ilaçları)

      4. Binaların alnındaki topraktan çıkan gazlar (radon)

      5. Biyolojik süreç (akarlar, küfler)

    2.Diyetin Etkisi:

      A vitaminin akciğer kanseri gelişimini önleyici etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu vitamini bol miktarda alanlarda akciğer kanseri gelişme riskinin %50 azaldığı bildirilmektedir. Sigara içen insanlarda A vitamini düzeyi azalmaktadır, onun için sigara içenlerin daha fazla Avitamini almaları gerekmektedir.

      C vitamininin de olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. E vitaminiyle ilgili yeterli çalışma yoktur.


    3.Diğer akciğer hastalıklarıyla akciğer kanseri ilişkisi:

      Diffüz pulmoner fibrozis ve KOAH'ta akciğer kanseri riski artar.


    4.Akciğer kanserinin belirtileri:

      Bulgular tümörün yerleşim yerine göre değişir. En sık;

      1. Öksürük

      2. Göğüs ağrısı, nefes darlığı

      3. kan tükürme (hemoptizi)

      4. Hırıltılı solunum

      5. Sık tekrarlayan pnömoni

      6. Yutma güçlüğü

      7. Ses kısıklığı

      8. Vena kava süperior sendromu (yüzde dolgunluk, kızarma, baş ağrısı, nefes darlığı, öksürük)

      9. Şilotoraks (Göğüs kafesi içinde lenf sıvısı birikimi)

      10. Ateş

      11. Çarpıntı ve senkop (bayılma)

      12. Kilo kaybı, halsizlik, iştahsızlık


    Tümörün yayılımına ve oluşturduğu diğer sistem tutulumlarına göre de çeşitli bulgular oluşabilir:

      1. Omuz ve kol ağrısı

      2. Göz kapağında düşme, gözün içine çökmesi vb.



    5.Nasıl tanı konur?

      Tanıda hastanın bulguları, hikayesi, fizik muayenesi ve balgam incelenmesi önemlidir.

      Akciğer röntgenogramı %70-80 doğru sonuç verir ve 5-6 mm. üzerindeki lezyonları tanımlayabilir. Bilgisayarlı tomografi de önemli ve duyarlı bir yöntemdir. Bazı sorunlu olgularda MR kullanılabilir. Ayrıca plevra mayi incelemesi, plevra biopsisi, bronkoskobi, transtorasik iğne aspirasyonu da tanı için kullanılır.

    6.Tedavi:

      Akciğer kanseri uygun dönemde yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tümör tespit edildikten sonra evrelenir ve evresine göre tedavi yaklaşımı uygulanır. Kesin tedavi cerrahi olarak tümörün çıkarılmasıdır. Tümörün yayılımı, büyüklüğü ve lenf nodu yayılımına göre evrelenen tümör operasyona engel başka bir hastalık da yoksa cerrahi olarak çıkarılır.
      Tümörün hücre tipine ve evresine göre sağkalım oranları değişmektedir. Her kanserde olduğu gibi erken teşhis çok önemlidir. 5 yıllık sağkalım oranları %15-%40 arasında değişmektedir. Ancak, cerrahi tedavinin uygulandığı erken evre (kanserin erken dönemde teşhis edildiği) hastalarda 5 yıllık yaşam şansı %70'lere çıkabilmektedir.


 

 

 
   
LookUs & OnlineMakale